Bitkisel çaylar, bitkilerin kurutulmuş kısımlarının sıcak su içerisinde demlenerek ya da kaynatılarak hazırlanmasıyla elde edilen alternatif doğal ürünlerdir. İnsanlık tarihi boyunca en eski ilaç şekli olarak kullanılmıştır.
İlk olarak M.Ö. 3000 yılında Çin’de tüketilmeye başlanan bitkisel çaylar, daha sonraları diğer Asya ülkelerine ve son olarak Avrupa’ya yayılmıştır.
Günümüzde bitkisel çayların sağlık açısından olumlu sonuçlar verdiği üzerine yapılan çalışmaların yoğunluğu, bitki çaylarına ilginin artmasına neden olmuştur. Ticari anlamda piyasada yaygın olarak bulunması tüketim oranlarının yükselmesini tetiklemiştir ve şu anki haliyle bitki çayları günlük diyetimizde büyük bir yere sahiptir.
Binlerce yıl sağlığın korunmasında ve hastalıkların tedavisinde önemli rol oynayan bitkisel çaylar; fenolik bileşikler A, E ve C vitaminleri gibi antioksidan maddelerce zengindir. Bu antioksidanlar bitkisel çaylara özel aromalarını verir ve besin değerlerinin yüksek olmasına en önemli sebeptir. Ayrıca; kansere karşı koruyucu, kalp ve damar sağlığını koruyucu etkili bileşenlerdir. Bunun yanı sıra; bitkisel çayların yapısında bulunan antioksidanlar, yaşlanmanın geciktirilmesinde ve yaşlanma ile birlikte gelişen hastalıkların önlenmesinde aktif rol oynar.
Yapılan araştırmalar bitkisel çaylara çam ya da çiçek balının ilave edilmesinin, bitkisel çayların antioksidan aktivitesini artırdığını kanıtlamıştır. Günde 1 fincan bitki çayınıza ekleyeceğiniz 1 çay kaşığı bal, hastalıklarda destekleyici tedavi olarak etki gösterecek ve vücudunuzu serbest radikallere karşı koruyacaktır.
Öte yandan bitkilerin etken maddelerinin de ilaç olduğu ve yan etkileri olabileceği unutulmamalıdır. Araştırmalar günde 600-700 ml (yaklaşık 3.5 su bardağı) bitkisel çay tüketiminin sakıncalı olduğunu vurgulamaktadır. Son zamanlarda şifalı bitkilerin karaciğer ve böbreklerde toksik etki gösterebileceği ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır.
Özellikle risk grubunda olan; hamileler, emzikli anneler, çocuklar ve yaşlılarda tüketimi konusunda doktor ve diyetisyen tavsiyesine başvurulmalıdır. Özellikle emzikli annelerin süt arttırmak amacıyla daha sık tükettiği bitki çayları ile ilgili bilinçlendirilmeleri, yardım almaları oldukça önemlidir.
Bu nedenle belirttiğim risk grubu haricindeki danışanlarıma günde 2 fincandan fazla bitki çayı tüketmemelerini öneririm.
Bu başlık altında değinmeden geçemeyeceğim konu ise: Zayıflama Çayları.
Son zamanlarda bitki çaylarına olan ilgi özellikle zayıflamak isteyenler arasında daha fazladır ve ne yazık ki; bu çayların zararsız olduğu yönünde inanışlar söz konusudur.
Piyasada -internette ve sosyal medyada- satılan ya da aktarlar tarafından hazırlanan, kilo vermeye yardımcı olarak öne sürülen zayıflama çayları uzun süreli kullanıma dayandırılmaktadır ve bu durum beraberinde birçok kronik hastalığı da getirmektedir.
Çünkü bu tarz karışım çayların konsantrasyonları, içerikte kullanılan bitkilerin birbirleriyle etkileşimleri, saklama koşulları, hangi oranda tüketildikleri göz ardı edilmektedir. İçeriklerindeki bileşenler vücutta yüksek oranda su ve mineral kaybına sebep olabilir, karaciğerde ciddi toksik dozlarda birikebilir.
Bunun gibi uzmanlık barındırmaktan çok uzak, ticari kaygının ürünü olan zayıflama çaylarından uzak durulması en önemli tavsiyemdir.
Dyt. Çiğdem Koçak
Diyetisyen
Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Kişiye Özel Beslenme ve Diyet Danışmanlığı Obezitede Tıbbi Beslenme TedavisiÇocuklarda Okul Öncesi ve Okul Çağında Beslenme Anne...
SMS GÖNDER TAKİP ET PROFİL SAYFASITüm uzmanlara ücretsiz kayıt imkanı
Rakiplerinizin arasında bulunun
Hedef kitlelere direkt ulaşım.
© 2016 - 2026 E-zayıflama -
Tüm Hakları Saklıdır. İçerik Problemleri İçin Lütfen İletişim
Sayfasından İletişim Yollarını Deneyiniz.
E-Zayıflama ; CC Holding İştirakidir.