Gittikçe hızlanan günlük yaşam, anı yaşamaya fokuslandıkça
anda kalmakta zorlanan bireylerin bozulan yeme alışkanlıkları ile ilgili Dünya
yepyeni bir akımı tartışıyor sezgisel yemek. Oldukça tartışılan bir konu olan
bu yeme şekli, kişilerin değişen dünya düzeninde ne kadar değiştiğini de
göstermiş oluyor.

Gelişen yeni dünya düzeni ve hızla büyüyen günlük hayatın yoğun koşturmacası
içerisinde ne yediğinin farkında olmadan hızla tüketen bireyler, sadece doymak
adına yapılan hızlı atıştırmalıklar ile artan günlük yiyecek tüketimi ,yeni ve
sağlıksız bir toplumun temellerini atıyor.Çoğu zaman günlük öğünü sadece yemek
yemiş olmak için bilinçsizce ve hızlıca tüketen ve gittikçe otomatikleşen yeme
alışkanlıklarımız, yeni problemleri gün yüzüne çıkarıyor.

Tüm dünyada trend olan "Sezgisel Yemek" akımıyla fazla kiloların ve
bilinçsiz tüketimin önüne geçmek artık mümkün. Plastik Cerrahi ve Estetik Tıp
Merkezi Esteticium Uzman Diyetisyeni Seba Sarıtepe Türkiye'de 'Sezgisel Yemek'
disiplinini kişilere uyguluyor. Sarıtepe; 'Sezgisel yemek ile her birey birer
'Sezgisel Yiyici' ye dönüşüyor. Aslında her birey bebeklik döneminde birer
sezgisel yiyici olarak yiyecek tüketimini sağlıyor. Bebeklerin acıktıklarında
ağlaması ya da yemekleri fazla yememesi gibi özellikleri de sezgisel olarak
hareket ettiğini gösteriyor. Zamanla kalıplara sığdırılan bu durum bozuluyor.
Örneğin; "Öğlen yemeği saat on iki ile bir arasında yeniliyor"
kalıbına kendimizi sokarak, acıkmasak bile yemek yiyebiliyoruz, o kalıba uyum
sağlayarak ona göre hareket ediyoruz. Oysa ki sezgisel dürtülerimizi
kullanarak,acıktığımız zaman yemek yemeği tekrar öğrenmeliyiz. Bozduğumuz
sezgiler yüzünden kişi yemek yediğinde,doyduğunu ya da acıktığını da anlamıyor.
Kişinin kendisini dinlemesi gerekiyor. Yemeği yerken o ana beynimizi
odaklamalıyız. Yediğimiz yemeğin farkına vararak kokusunu, dokusunu anlayarak
tüketmemiz gerekiyor. Sezgisel beslenmede tam bu noktada devreye giriyor' dedi.